Tourexpi
Takvimler
14 Şubat’ı gösterdiğinde sokaklar romantik bir atmosfere bürünürken, vitrinleri
süsleyen kalpler ve renkler bu özel günün ruhunu yansıtır.
Sevgililer
Günü, çiftlerin duygularını daha cesurca ifade ettiği, aşklarının perçinlendiği
ve romantizmin zirve yaptığı özel bir zaman dilimidir. Dünyanın dört bir
yanında milyonlarca kalbin aynı duyguda buluştuğu bu günde aşk, en görünür ve
en coşkulu haliyle yaşanır
KALPTEN
KALBE KURULAN BİR KÖPRÜ
Yılın
en kırmızı, en sevgi dolu ve en romantik günü olarak anılan 14 Şubat, kimi
çiftler için sadece takvimde işaretli bir gündür. Ancak mesafelerle büyüyen ve
sabırla bir vuslat hikayesine dönüşen aşklar için bu tarih, tek bir güne
sığmayıp her güne yayılan bir anlam taşır. Agnė Büblaitytė ile Erdi
Mumcuoğlu’nun hikayesi de tam olarak böyle bir aşkı anlatıyor. Mesafelerin aşka
engel olamadığını, sevginin zamana ve uzaklığa meydan okuduğunu, sevgileri
yılın her gününde anlamını koruyan bir sevda masalı onlarınki..
BİR
DÖNEMLİK PLAN, ÖMÜRLÜK BİR BİRLİKTELİĞE DÖNÜŞÜR
Kuzeyin
serin rüzgarlarıyla savrulan bir kar tanesinin, Ege’nin güneşle yıkanan
topraklarına düşmesiyle başladı bu masal. Agnė, Erasmus programıyla
Litvanya’dan Türkiye’ye geldiğinde, bu yolculuğun hayatının akışını tamamen
değiştireceğinden henüz habersizdi. Yabancı bir dil, yabancı bir ülke ve yeni
bir kültürle başlayan bu süreçte okul arkadaşı İzmirli Erdi ile tanışır ve
birbirlerine ilk görüşte aşık olurlar. Henüz birbirlerini yeni tanımalarına
rağmen, kalplerindeki bağ öylesine güçlüdür ki birkaç ay geçmeden evlilik
kararı alırlar. Ancak önlerinde, tamamlamaları gereken bir eğitim süreci
vardır. Erasmus programı bittiğinde Agnė, kalbinin yarısını Türkiye’de
bırakarak ülkesine döner. Çift takip eden iki yıl boyunca, bu zorunlu ayrılığı
Litvanya ve Türkiye arasındaki yaklaşık iki bin kilometrelik mesafeyi her
tatilde birbirlerini ziyaret ederek aşarlar. Uzaklık bağlarını zayıflatmak
yerine, her kavuşmayı daha anlamlı kılarak aşklarını olgunlaştırır. En büyük
motivasyonları ise okulları bittiğinde aynı ülkede, aynı hayata uyanacakları o
günün hayali olur..
HUZURLU
BİR HİKAYENİN BAŞKAHRAMANLARI
Eğitim
hayatları tamamlandığında Agnė ve Erdi, farklı kültürlerden taşıdıkları
alışkanlıkları Türkiye’de aynı çatı altında birleştirerek huzurlu bir düzen
kurar. Zamanla ailelerine katılan çocukları Kuzey ve Aleya ile bu sevda masalı
iki dilli ve iki kültürlü bir aile yapısıyla derinleşir. Bu hikaye, Sevgililer
Günü’nün parlak vitrinlerinin ötesindeki gerçek aşkı anlatıyor. Aşk, kimi zaman
pahalı hediyeler ve gösterişli jestlerden çok, hayatı bambaşka bir coğrafyada
baştan kurmayı göze alan büyük kararlarla anlam kazanır. Bir ülkeyi,
alışkanlıkları, ailesini ve bildiği hayatı geride bırakmak. Kimi zaman aşk, tam
da bu cesaretin adı oluyor. Tıpkı Agnė’nin, kalbinin sesini dinleyerek tüm
bildiklerini arkasında bırakıp yepyeni bir hayata adım atmasında olduğu gibi.
Şimdi onlar, sevginin her türlü uzaklığı kısalttığı ve gönül birlikteliğinin
her türlü engeli aştığı huzurlu bir hikayenin başkahramanları olarak
çocuklarıyla beraber yollarına devam ediyor.
Agnė
Büblaitytė Mumcuoğlu, Litvanya’dan Türkiye’ye uzanan yolculuğunu, hasretle
sınanan ilişkilerini ve Erdi ile birlikte kurdukları hayatın perde arkasını
sorularımıza verdiği samimi yanıtlarla anlattı.
SORU:
Türkiye’ye ilk geldiğinde aklında ne vardı, ne yoktu? Bu yolculuğun hayatını
tamamen değiştireceğini o gün hayal ediyor muydun?
CEVAP:
Türkiye’ye ilk geldiğimde aklımda sadece kısa bir tatil ve eğitimim vardı.
Açıkçası aşkın aklımın ucundan bile geçmediği bir dönemdi. Ancak İzmir’e ayak
bastığım o ilk anı asla unutamam.
Litvanya’dan beraber geldiğimiz arkadaşımla uçaktan indik, etrafıma
baktım ve o büyüleyici atmosferi hissettim. Parlayan bir güneş, her yerde
palmiye ağaçları ve en önemlisi gülen yüzlü insanlar. O an arkadaşıma dönüp,
'Burası inanılmaz bir yer, ben burada ömrümün sonuna kadar yaşayabilirim'
dediğimi hatırlıyorum. Meğer o an kalbimden geçen bu dilek evrene ulaşmış bile.
Bu yolculuğun hayatımı kökten değiştireceğini o gün kestiremezdim ama ruhum bu
toprakları daha ilk saniyede evi olarak seçmiş meğerse.
TESADÜFLE
BAŞLAYAN BİR SEVDA MASALI
SORU:
Erdi ile ilk kez ne zaman ve nasıl tanıştınız? İlk anda sende bıraktığı duygu
neydi?
CEVAP:
Her şey 16 Şubat 2010’da, Aydın’da başladı. Biz Litvanyalı Erasmus öğrencileri
olarak bağımsızlık günümüzü kutluyorduk. O sırada İtalyan Erasmus
arkadaşlarımız yanlarında Erdi ve arkadaşlarını da getirmişlerdi. Her şey o
akşam, o kutlamanın neşesi içinde başladı. Erdi ile tanıştığımız o ilk anı 'ilk
görüşte aşk' diye tanımlayabilirim. O günden bugüne kalbimdeki o duygu hiç
değişmedi.
SORU:
Peki, o ilk karşılaşmada seni en çok etkileyen neydi? Erdi’nin hangi özelliği
sende 'İşte aradığım kişi bu' hissini ve hayatının dönüm noktası olduğunu
uyandırdı?
CEVAP:
Sadece dış görünüşü değil, enerjisi ve o kalabalık içinde bana hissettirdiği o
tuhaf güven duygusu beni çok etkilemişti. Henüz derinlemesine konuşmamış olsak
bile, bakışlarındaki samimiyetten onun ne kadar dürüst ve temiz kalpli biri
olduğunu anlamıştım. O an ruhumun ona çekildiğini hissettim. Aslında bu tam bir
'yıldırım çarpması' anıydı. Henüz yeni tanışmamıza rağmen o kadar güçlü bir
kesinlik oldu ki, kendi kendime 'Evet, evleneceğim adam bu' dediğimi
hatırlıyorum. Her yan yana geldiğimizde aramızdaki bağın sadece bir tatil
heyecanı olmadığını, birbirimize ait olduğumuzu hissettik. Farklı kültürlerden
gelmemize rağmen aynı dili kalpten konuştuğumuzu fark ettiğim an, bu yolculuğun
bir ömür süreceğinden emin oldum.
İKİ
BİN KİLOMETRELİK BİR SABIR SINAVI
SORU:
Türkiye’deki Erasmus dönemi bittiğinde ilişkiniz nasıl ilerledi?
CEVAP:
Erasmus bitip Litvanya’ya döndüğümde asıl sınavımız başladı. Tam iki yıl
boyunca mesafeli bir ilişki sürdürdük. Birimiz diğerinin yanına gitmek için hep
bir sonraki tatili bekledik. Tatillerde ya o Litvanya’ya geliyordu ya da ben
Türkiye’ye gidiyordum. Benim okulumu bitirmem, Erdi’nin askerlik görevini
tamamlaması ve iş hayatına atılması gibi aşmamız gereken süreçler vardı. Ama o
iki yıl boyunca aramızdaki bağ hiç kopmadı, aksine özlem bizi birbirimize daha
çok kenetledi.
SORU:
Erdi ile evlenmeye karar verdiğinizde neler hissettin? Yabancı bir ülkede bu
adımı atmak senin için ne anlama geliyordu?
CEVAP:
Evlenmeye karar verdiğimizde hissettiğim tek şey saf bir mutluluk ve sonsuz bir
güvendi. Yabancı bir ülkede yeni bir hayat kuracak olmanın getirdiği
belirsizlikler, Erdi yanımdayken gözüme hiç korkutucu gelmedi. İçimizde o kadar
güçlü bir 'biz' duygusu vardı ki, birlikte olduğumuz sürece her şeyi
başarabileceğimizi biliyorduk. Benim için en önemli olan şey nerede
olduğumuzdan öte, bu yolda el ele ve birlikte ilerliyor olmamızdı.
SORU:
Ailene bundan sonraki hayatını Türkiye’de yaşayacağını söylediğinde tepkileri
ne oldu?
CEVAP:
Annem ve babam bu iki yıllık süreçte Erdi’yi yakından tanıma fırsatı bulmuş ve
onu çok sevmişlerdi. Hatta Erdi’nin ailesiyle de tanıştılar, onun ailesinin
beni kendi kızları gibi bağrına bastığını gördüklerinde içleri çok rahatladı.
Tabii ki her anne baba gibi evlatlarının uzaklara gitmesine üzüldüler, ama
benim mutluluğumun her şeyden önemli olduğunu biliyorlardı. Gözleri arkada
kalmadan beni uğurladılar, çünkü sevildiğimden ve emin ellerde olduğumdan
şüpheleri yoktu.
SORU:
Ve evlendiniz. Aynı hayatı paylaşırken en çok hangi farklılıklar sizi sınadı?
CEVAP:
Evlendikten sonra her çift gibi biz de zaman zaman kültür farklılıklarını
hissettik, özellikle de çocuklarımız dünyaya geldikten sonra bu durum daha
belirgin bir hal aldı. Ancak biz bu farklılıkları bir engel olarak değil,
zenginlik olarak görmeyi seçtik. Karşılaştığımız her zorluğun üstesinden
konuşarak, birbirimize ve birbirimizin kültürüne, geleneklerine derin bir saygı
göstererek geliyoruz. Yolumuza, birbirimizi her gün biraz daha fazla anlayarak
devam ediyoruz.
YABANCI
BİR ÜLKEDE 'KENDİ KIZI' OLMAK
SORU:
Türkiye’de yaşamaya başladığında seni en çok şaşırtan ve zorlayan şey ne oldu?
Dil mi, kültür mü, gündelik hayat mı daha zordu?
CEVAP:
Dürüst olmam gerekirse, başlarda en büyük zorluğu yeterince dil bilmediğim için
yaşadım, kendimi ifade edememek bazen yorucu olabiliyordu. Ancak bu süreci
benim için inanılmaz kolaylaştıran bir mucize vardı, Erdi’nin ailesi. Beni ilk
günden itibaren öyle bir sevgiyle sarmaladılar ki, her konuda bana tam destek
verdiler. Onların bu sıcaklığı sayesinde ne kültür şoku yaşadım ne de günlük
hayata uyum sağlamakta zorlandım. Yabancı bir ülkede değil, kendi evimdeymişim
gibi hissettirdiler.
İKİ
KÜLTÜR, TEK BİR AŞK: KUZEY VE ALEYA
SORU:
Anne olmak hayatını nasıl değiştirdi? Kuzey ve Aleya’ya baktığında bu kararı
verdiğin için ne hissediyorsun?
CEVAP:
Anne olmak bendeki her şeyi tamamen değiştirdi, hayatta önem verdiğim şeylerin
sıralaması yepyeni bir hal aldı. Artık bu hayatta iki kişi yerine dört kişilik
kocaman bir aile olarak yolumuza devam ediyoruz. Ailemizi “dört kişilik dev bir
sevgi çemberiyiz” diye tanımlayabilirim. Şunu büyük bir içtenlikle
söyleyebilirim ki, hayatımızda verdiğimiz en doğru birinci karar birbirimizle
bir ömür sürmek üzere evlenmekti, çocuklarımız ise bu kararın ardından gelen
hayatımızdaki ikinci en doğru karardı. Onlara her baktığımda bu güzel tabloyu
kurduğumuz için büyük bir huzur duyuyorum.
SORU:
14 Şubat “Sevgililer Günü” senin için ne ifade ediyor?
CEVAP:
14 Şubat benim için klasik anlamının çok ötesinde bir gün. Bu tarihi sadece baş
başa geçirilen bir kutlama olarak görmek yerine, genellikle çocuklarımızla
birlikte olduğumuz, neşeli bir aile yemeğiyle kutlarız. 14 Şubat’ı dört kişilik
kocaman bir sevgi bağı olarak yaşıyoruz, bu yüzden o güne 'aile aşkımızı
kutladığımız gün' demek çok daha doğru olur.
SORU:
Geriye dönüp baktığında, Türkiye’ye yerleşmeyi düşünen başka bir 'yabancı
gelin' adayına verebileceğin en büyük tavsiye ne olurdu?
CEVAP:
Benimle benzer bir kaderi paylaşanlara şunu söylemek isterim; 'aşkın gözü
kördür' derler ama bu körlükten korkmanıza hiç gerek yok. Aşk o kadar muazzam
bir güç ki, hayatta onun halledemeyeceği hiçbir engel, aşamayacağı hiçbir sınır
yok. Kalbinizin sesini dinlemekten çekinmeyin. Çünkü gerçek sevgi, size
bilmediğiniz bir ülkede bile dünyanın en huzurlu yuvasını kurdurabilir.
AŞKIN
SINIR TANIMAYAN GÜCÜ
SORU:
Aşk ve cesaretle örülmüş hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz. Son
olarak ne söylemek istersin?
CEVAP:
Asıl ben teşekkür ederim, bu sohbet benim için geçmişe uzanan, oldukça
nostaljik ve duygu dolu bir iç yolculuğu oldu. Son olarak şunu eklemek isterim.
Eğer hayata bir kez daha gelme şansım olsaydı, yaşadığım bu hikayenin ufak bir
detayını bile değiştirmezdim. Yine aynı şehirde, aynı insanlarla, aynı
duygularla ve aynı tecrübelerle bu hayatı yeniden yaşamak isterdim. Kalbimdeki
bu büyük huzur, verdiğim tüm kararların en güzel ödülü gibi. Aşk bana sadece
bir eş değil, bir yuva, bir aile ve nihayetinde ait olduğum hayatı armağan
etti.
AŞKIN
SINIR TANIMAYAN GÜCÜ
Agnė
ve Erdi’nin Litvanya’dan Ege’ye uzanan bu ilham verici hikayesi, sevginin sınır
tanımadığının, mesafelerin sevgiyi azaltmadığının aksine güçlendirdiğinin ve
gerçek bir bağın önünde hiçbir engelin duramayacağının en güzel kanıtı. Bugün
Kuzey ve Aleya ile taçlanan bu yuva, iki farklı kültürün aşkla nasıl tek bir
yürekte buluşabileceğinin de en canlı örneği. 14 Şubat'ı artık sadece eşiyle
değil, "aile aşklarını" kutladıkları dört kişilik bir özel gün olarak
gören Agnė’nin şu sözleri aslında tüm hikayeyi özetliyor: 'Bir daha dünyaya
gelsem, ufak bir detayı bile değiştirmeden aynı hayatı yaşamayı seçerdim'. Biz
de bu güzel aileye, çocukları Kuzey ve Aleya ile birlikte, sevginin her geçen
gün çoğaldığı huzur dolu bir ömür diliyoruz. Yolu sevgiden geçen tüm kalplerin
de ‘Sevgiler Günü’nü kutluyoruz.
Fulya
OMAÇ / Urla - İZMİR
En Çok Okunan Haberler
Haberi Oku

Ege’nin iki yakası, basketbol ve müziğin ortak ritminde Sakız’da buluşuyor
İzmir ve Yunanistan’ın Sakız Adası (Xios/Chios) arasında gelişen iş birlikleri, spor ve kültür etkinlikleriyle büyümeye devam ediyor
Haberi Oku

Bayram döneminde Antalya turizmi canlanıyor
Kurban Bayramı ve Pfingsten’in çakışması yüksek sezonu başlatacak
Haberi Oku

WTTC, turizmde toparlanmayı hızlandırmak için küresel liderleri Mısır’da bir araya getiriyor
Süveyş Kanalı geçişi sırasında düzenlenecek toplantı kamu ve özel sektör iş birliğine odaklanıyor
Haberi Oku

Megasaray Hotels, çalışan memnuniyetinde Türkiye’nin en iyi 4. işvereni seçildi
Great Place to Work listesinde hızlı yükseliş, insan odaklı yaklaşımın sonucu
Haberi Oku

Meliá ve Rafa Nadal ortaklığındaki ZEL markasını Fuerteventura’ya taşıyor
Yeni açılışla birlikte marka üç yıldan kısa sürede dört otele ulaşıyor
Haberi Oku

Yerli turistlerin hediyelik ve giyim harcaması 5 yılda 100 milyar lirayı aştı
Artan seyahat sayısı, alışveriş kalemlerinde güçlü büyümeyi beraberinde getirdi
Haberi Oku

Avro Bölgesi’nde enflasyon beklentileri yükseldi, turizm sektörü baskı altında
Enerji fiyatlarındaki artış ve zayıflayan büyüme beklentileri, seyahat talebi ve maliyetleri doğrudan etkiliyor
Haberi Oku

Opodo araştırması: Alman yolcular dakik ve kişisel alana daha duyarlı
9.000 kişiyle yapılan çalışma, havaalanı davranışlarında belirgin alışkanlıkları ortaya koyuyor
Haberi Oku

TAP Air Portugal en iyi stopover programı ödülünü yeniden kazandı
Global Traveler okuyucu ödülü sekizinci kez üst üste aynı programa verildi
Haberi Oku

Lufthansa, 100. yılında BOSS iş birliğiyle yeni üniformasını tanıttı
2026’nın son çeyreğinde başlayacak uygulama marka yenilenmesi ve premium konumlanmayı destekliyor
Haberi Oku

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul 2027–2031 arasında Formula 1’e ev sahipliği yapacak
İstanbul Park, altı yıl aranın ardından yeniden takvime giriyor
Haberi Oku

Ryanair CEO’su O’Leary’den Avrupa havacılığı için iflas uyarısı
Artan yakıt fiyatları ve jeopolitik riskler havayolları üzerinde baskıyı artırıyor
Haberi Oku

Corendon Tahtalı Run to Sky kayıtlarında son üç gün
Denizden zirveye uzanan yarış için başvurular 27 Nisan akşamı sona eriyor
Haberi Oku

TUI Policy Lounge Avrupa’da seyahat trendlerini ve düzenleyici zorlukları gündeme taşıdı
Sektör temsilcileri dayanıklı bir turizm için uyumlu politikalar çağrısı yaptı
Haberi Oku

Valencia, 46 milyon avroluk yeni kruvaziyer terminali projesine onay verdi
Turia iskelesinin dönüşümüyle liman altyapısı genişletiliyor
Haberi Oku

Barcelona’da rezervasyon krizi: turistler geceyi sokakta geçirdi
Booking üzerinden yapılan ödemelere rağmen yaklaşık 50 kişi konaklama bulamadı
Haberi Oku

Rize-Artvin Havalimanı yılın ilk çeyreğinde yolcu sayısını artırdı
Ocak-mart döneminde 294 bini aşan yolcu sayısı, turizm ve ulaşımda artan hareketliliğe işaret ediyor
Haberi Oku

Güney Sudan’da uçak kazası: 14 kişi hayatını kaybetti
Juba yakınlarında düşen Cessna tipi yolcu uçağında bulunan yolcu ve mürettebatın tamamı yaşamını yitirdi
Haberi Oku

Ankara–Sivas YHT hattı üç yılda 2,35 milyon yolcuya ulaştı
Yüksek hızlı tren ağı, yeni bağlantılar ve kombine taşımacılıkla genişliyor
Haberi Oku

Spanair 2026’da dijital platform olarak yeniden doğdu
Havayolu markası, uçuş operasyonları yerine B2B odaklı teknoloji ve dağıtım modeline yöneldi
Haberi Oku

TAV Havalimanları ilk çeyrekte 19 milyon yolcuya ulaştı
Yolcu trafiği yüzde 7 artarken gelir 361 milyon avroya çıktı
