Tourexpi
Bunun
en çarpıcı örneklerinden biri, 1990’lı yıllarda büyük bir yıkım yaşayan Mostar.
İnsanları öldürülen, mahalleleri harabeye dönen, tarihi yapıları hasar gören,
şehrin simgesi Osmanlı eseri tarihi Mostar Köprüsü Neretva’nın sularına gömülen
şehir, küllerinden yeniden doğarak, yüzyıllık gelenekleri ve giderek büyüyen
turizmiyle şimdi bambaşka bir dönemin hikayesini yazıyor.
Bir
zamanlar yıkımın simgesi haline gelen tarihi Mostar Köprüsü’nde şimdi turistler
fotoğraf çektiriyor, gençler yüzyıllardır süren geleneği yaşatarak köprüden
Neretva’ya atlıyor, dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler taş sokakları
dolduruyor. Savaşın ağır yıkımından Balkanlar’ın en çok ziyaret edilen
kentlerinden birine uzanan ve Türk pasaportluların vizesiz seyahat
edebildikleri Mostar’da hayat artık bambaşka bir yöne akıyor. Ancak
duvarlardaki kurşun izleri, harabe halindeki yapılar ve o günleri yaşayan
insanların dinmeyen acıları, geçen zamana rağmen varlığını koruyor. Nitekim 11
Temmuz Srebrenitsa Katliamı'nın 31. yıldönümünü geride bıraktığımız bu süreçte,
toprağın altına saklanan gerçekler ve kalplerdeki o büyük yara, üzerinden ne
kadar zaman geçerse geçsin tazeliğini kaybetmiyor.
İSLAM
KÜLTÜR MERKEZİ YÖNETİCİSİ İRFAN ČOLAKOVİĆ SORULARIMIZI YANITLADI
Tarihi
boyunca İliryalılara, Bosna Krallığı’na, Osmanlı’ya ve Avusturya-Macaristan’a
tanıklık eden; köklü gelenekleri, çok kültürlü yapısı ve yerel lezzetleriyle
Bosna Hersek’in en önemli ziyaret merkezleri arasında yer alan Mostar’ı, burada
doğup büyüyen İrfan Čolaković ile konuştuk. Mostar İslam Kültür Merkezi
(Islamski Kulturni Centar Mostar) Yöneticisi Čolaković; savaşın kentte ve
insanlarda açtığı yaralardan şehrin binlerce yıllık geçmişine, çocukluğunun
Mostar’ından bugünün popüler turizm kentine uzanan değişimden kültürel
çeşitliliğine, köprüden atlama geleneğinden Osmanlı mirasına, Türkiye ile
kurulan güçlü bağlardan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duyduğu sevgiye kadar pek çok
konuda sorularımızı yanıtladı.
MOSTAR,
BOSNA’NIN BİN YILLIK TARİHİNİ HER TAŞINDA HİSSETTİRİR
Soru:
Mostar’da doğup büyüyen biri olarak, bu şehri hiç görmemiş birine kısaca nasıl
anlatırsınız?
Cevap:
Mostar, farklı kültürleri, dinleri ve gelenekleri buluşturan; ruhu ise Neretva
Nehri ve Eski Köprü ile yaşayan bir şehir. Zengin tarihi, eşsiz mimarisi ve tüm
zorluklara rağmen kimliğini koruyan sıcakkanlı insanlarıyla, Bosna’nın bin
yıllık tarihini Hersek’in ve Mostar’ın her taşında hissettirir. Mostar’a bir
kez gelen birinin bu şehrin güzelliğine, atmosferine ve misafirperverliğine
kayıtsız kalması zordur.
ÇOCUKLUĞUNUN
SANAYİ KENTİNDEN TURİZM MERKEZİNE
Soru:
Çocukluğunuzun Mostar’ı ile bugünün popüler turizm kenti arasında ne gibi
farklar var? En büyük değişim sizce ne oldu?
Cevap:
Çocukluğumun Mostar’ı daha sakin, insanların birbirine daha bağlı olduğu ve
turizmden çok kent sakinlerinin günlük yaşamına odaklanan bir şehirdi. Savaştan
önce Mostar, çok sayıda modern fabrikaya sahip güçlü bir sanayi merkeziydi.
Bunlar arasında, sivil ve askeri uçaklar ile helikopterlerin üretildiği ve
dünyanın farklı ülkelerine ihraç edildiği Sokol fabrikası da bulunuyordu. Bugün
ise Mostar, dünyanın dört bir yanından ziyaretçi ağırlayan, Bosna Hersek’in en
önemli turizm destinasyonlarından biri haline geldi. En büyük değişim, savaşın
ardından şehrin yeniden inşası ve turizmin gelişmesi oldu. Ancak Mostar’ın en
büyük değerleri olan insanlarıyla, kendine özgü atmosferinin değişmediğine
inanıyorum.
FARKLI
KÜLTÜRLERİN BULUŞTUĞU ŞEHİR
Soru:
Mostar’ı anlatırken farklı kültürleri, dinleri ve gelenekleri bir araya getiren
bir şehir olduğunu söylediniz. Yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin
izleriyle şekillenen bu geçmiş, sizce Mostar’ın bugünkü kimliğine nasıl
yansıyor?
Cevap:
Yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin ve medeniyetlerin buluşma noktası olan
Mostar’da bu çeşitlilik bugün de şehrin mimarisinde, geleneklerinde ve yaşam
biçiminde görülüyor. Mostar’a kendine özgü kimliğini kazandıran ve onu
benzersiz kılan da tam olarak bu zenginliktir. Geçmişimiz, birbirimize saygı
göstermenin ve kültürel mirasımızı gelecek nesiller için korumanın
sorumluluğunu da bize yüklüyor.
“YARALAR
TAMAMEN KAPANMADI”
Soru:
Ancak bu zengin geçmişin yanı sıra Mostar, 1990’lı yıllardaki savaşta büyük bir
yıkım da yaşadı. Mostar’da gezerken, duvarlarında hala kurşun izleri duran
binalarla karşılaştım. Aradan geçen yıllara rağmen bu izleri yakından görmek
gerçekten insanın içini acıtıyor ve sarsıyor. Siz o günleri yaşayan bir
Mostarlı olarak, şehrin ve insanların bu yaraları nasıl sardığını
düşünüyorsunuz?
Cevap:
Sizin de gördüğünüz gibi, savaşın izleri Mostar’dan tamamen silinmiş değil.
Savaş hem şehirde hem de insanların hayatında derin yaralar bıraktı. Ama
Mostarlılar büyük bir güç ve cesaret gösterdi; önce şehirlerini savundular,
ardından yeniden inşa etmek, normal hayata dönmek, kültürü, eğitimi ve turizmi
geliştirmek için çalıştılar. Yaralar tamamen kapanmadı, bunu söylemek zor. Ama
birçok insan geleceğini diyalog, çalışma ve birlikte yaşama üzerine kurmayı
seçti.
ESKİ
KÖPRÜ’NÜN TAŞLARINI NERETVA’DAN TEK TEK ÇIKARDILAR
Soru:
Umarım hiçbir ülke ve hiçbir halk bir daha böyle acılar yaşamaz. Ama ne yazık
ki bugün Filistin’de, İran’da, Ukrayna’da ve dünyanın farklı coğrafyalarında
savaşlar devam ediyor. İnsanoğlunun savaşma ve yok etme hırsının bedelini yine
masum insanlar, şehirler ve yüzyılların kültürel mirası ödüyor. Mostar’da
savaşın hedef aldığı en önemli tarihi yapılardan biri de şehrin simgesi Eski
Köprü’ydü. Siz o günleri orada yaşayan biri olarak, tarihi Eski Köprü’nün
yıkılışına ve yıllar süren yeniden inşa sürecine nasıl tanıklık ettiniz?
Cevap:
Ne yazık ki söylediğiniz gibi, savaşlar yalnızca insanları öldürmüyor;
şehirleri, tarihi ve ortak bir kültürel mirası da yok ediyor. Eski Köprü’nün
Hırvatistan Cumhuriyeti ordusu tarafından tanklar, roketler ve toplarla
yıkılması, Mostar tarihinin en ağır anlarından biriydi. O gün insanları
yüzyıllardır birbirine bağlayan çok güçlü bir simge de yok edildi. Onu yedi
uzun yıl boyunca, büyük bir emekle yeniden inşa ettik. Neretva Nehri’ne düşen
taşları tek tek sudan çıkardık, her birini ellerimizle ve vinçlerle nehirden
aldık. Projeye Türkiye, Fransa, İtalya, Hollanda ve Hırvatistan finansal destek
sağladı. Türkiye, projenin öncülerinden biri olarak 1 milyon dolar yardımda
bulundu ve süreci TİKA aracılığıyla destekledi. Rekonstrüksiyon ihalesini
kazanan Türk firması ER-BU da gece gündüz çalıştı. Köprü, eski ihtişamına
kavuştuktan sonra 23 Temmuz 2004’te uluslararası liderlerin katıldığı tarihi
bir törenle yeniden açıldı. Bizler için köprünün yeniden inşası, Mostar’ın da
yeniden ayağa kalkması anlamına geliyordu.
MİMAR
SİNAN’IN ÖĞRENCİSİ MİMAR HAYREDDİN TARAFINDAN İNŞA EDİLDİ
Soru:
Yeniden inşa sürecini anlatırken Eski Köprü’nün ihtişamından söz ettiniz. Peki
bu görkemli yapının hikayesi nerede başlıyor?
Cevap:
Aslında buradaki hikaye Eski Köprü’den çok daha eskiye uzanıyor. Aynı noktada 5
bin yılı aşkın süredir Doğu ile Batı’nın birleştiği bir geçiş bulunduğunu
düşünürseniz, buranın Mostar için taşıdığı anlamı daha iyi anlayabilirsiniz.
İliryalılar döneminde burada bir sal, Bosna Krallığı döneminde zincirli bir
köprü, daha sonra ise büyük bir taş köprü vardı. 16. yüzyılda ise Mostarlılar
burada büyük bir köprü yapılmasını istedi. Ćejvan Ćehaja’nın girişimi, Karagöz
Mehmed Bey ve Sadrazam Rüstem Paşa aracılığıyla Kanuni Sultan Süleyman’a
ulaştı. Sultan Süleyman, Mostarlıların bu talebini kabul etti. Köprünün sonsuza
kadar ayakta kalması ve “Sultan Süleyman’ın ihtişamını kıyamet gününe kadar
bütün insanlığa hatırlatması” istendi. Bunun üzerine köprü, Mimar Sinan’ın
öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından inşa edildi.
“ESKİ
KÖPRÜ BİZİM BEDENİMİZİN VE RUHUMUZUN BİR PARÇASIDIR”
Soru:
Bosna Hersek’in “Osmanlı gerdanlığı” olarak anılan bu köprünün Mostarlılar için
çok büyük bir anlam taşıdığı anlattıklarınızdan da anlaşılıyor. Peki Eski Köprü
sizin için ne ifade ediyor?
Cevap:
Eski Köprü, bin yıllık Bosna Hersek’in en tanınmış simgelerinden biri. Barışın,
buluşmanın, birlikteliğin ve yılmazlığın; aynı zamanda birleşmenin ve Roma’da,
Viyana’da, Berlin’de, Paris’te, Londra’da ve Moskova’da, bizim sırtımız
üzerinden çizilen sınırları aşmanın anıtıdır. Her türlü bölünmeye karşı
direnişimizi ve mücadelemizi temsil eder. Eski Köprü’nün yeniden inşası ise
bizim için umudu, güvenin yeniden kurulmasını ve insanın içinde yaşayan
değerlerin yok edilemeyeceğini gösteriyordu. En değerli olanı her zaman yeniden
inşa etmek gerekir. Çünkü Eski Köprü bizim bedenimizin ve ruhumuzun bir
parçasıdır, bizim için herhangi bir “gerdanlık” değildir. 16. yüzyılda Osmanlı
döneminde inşa edilen Eski Köprü bugün UNESCO koruması altında. Ben de 2005 yılında,
Bosna Hersek büyükelçilerinin onayıyla, köprüyü UNESCO nezdinde bizzat temsil
ettim. Bu nedenle Eski Köprü’yle bağım yalnızca bir Mostarlı olarak duyduğum
aidiyetten ibaret değil, yeniden inşa sürecine ve uluslararası alanda
tanıtılmasına da doğrudan tanıklık ettim.
DÖRT
YÜZYILLIK CESARET GELENEĞİ
Soru:
Eski Köprü’nün Mostarlıların bedeninin ve ruhunun bir parçası olduğunu
söylüyorsunuz. Bu bağın belki de en çarpıcı göstergelerinden biri, yüzyıllardır
süren köprüden atlama geleneği. Yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgi
gösterdiği bu köklü geleneğin hikayesini anlatır mısınız? Köprüden atlamak bir
Mostarlı için ne ifade ediyor?
Cevap:
Köprüden atlama, Mostar’ın yüzyıllardır yaşayan en eski geleneklerinden biri.
Dört yüzyılı aşkın süredir devam eden bu gelenek bizim için cesaretin, onurun
ve şehre aidiyetin simgesidir. Mostarlı bir erkek için Eski Köprü’den atlamak,
bir erkek çocuğunun yetişkinliğe adım atmasını simgeleyen bir tür ateşli sınav,
doğuş ve yeniden doğuş anlamı taşır. Geçmişte erkeklerin düğünlerinden önce
cesaretlerini nişanlılarına kanıtlamak için köprüden atladıkları, atlayanların
da cesaretleri karşılığında zenginler tarafından altın paralarla
ödüllendirildiği anlatılır. Mostarlılar tarih boyunca her zaman savaşçı
olmuştur. Günümüzde Red Bull Cliff Diving World Series gibi uluslararası
yarışmalar sayesinde bu gelenek dünyanın dört bir yanından izleyiciye ulaşıyor ve
Mostar’ın tanıtımına büyük katkı sağlıyor. Ancak özünde hiçbir şey değişmiyor.
Eski Köprü, bir anıttan öte tarihin, geleneğin ve şehrin kimliğinin iç içe
geçtiği bir yerdir. Köprüden atlamak da bu köklü bağın en güçlü ifadelerinden
biridir. 31 Temmuz-1 Ağustos tarihlerinde dünyanın en iyi yüksek dalış
sporcuları, Neretva Nehri’nin zümrüt sularına 27 metreye varan yüksekliklerden
atlayacak. Bu büyük
heyecana tanıklık etmek isteyen herkesi Red Bull Cliff Diving World Series için
Mostar’a bekliyoruz.
MOSTAR’IN ZİYARETÇİLERİNE SUNDUĞU PEK ÇOK GÜZELLİK VAR
Soru: Eski Köprü’yü uzun uzun konuştuk, kentin
simgesinin hakkını da vermek gerekiyordu. Ama Mostar’ın ziyaretçilerine
sunacağı daha pek çok güzellik var. Şehre gelen ziyaretçilere mutlaka
görmelerini önereceğiniz yerler nereler?
Cevap: Eski Köprü elbette şehrin kalbi ama Mostar’da
görülecek çok daha fazla yer var. Ben ziyaretçilere öncelikle eski şehir
merkezini acele etmeden gezmelerini öneririm. Ardından Koski Mehmed Paşa
Camii’ne gitmeliler. Hanikah, Tekke ve Zikirhane’nin de bulunduğu bu noktadan
Eski Köprü’nün en güzel manzaralarından birini görebilirler. Koski Mehmed Paşa
Camii’nin konumu da başlı başına özel. Yaşlı derviş Koski Mehmed Paşa, camiyi
Neretva’nın kıyısında, Eski Köprü’nün merkezine doğrudan 90 derecelik bir açı oluşturacak
biçimde yaptırmış. Gece ay ışığının, gündüz ise güçlü güneş ışığının Neretva’ya
yansımasıyla Eski Köprü’nün “zahir ve batını”, yani görünen ve görünmeyen yönü
ortaya çıkıyor. Bence bu, ziyaretçilerin mutlaka görmesi gereken çok özel bir
manzara. Karagöz Bey Camii, Eski Köprü Müzesi, Muslibegović Evi, Kajtaz Evi ve
Osmanlı konut mimarisinin başyapıtlarından biri olan Bišćević Köşkü de
görülmeli. Avusturya- Macaristan döneminden kalan yapılar arasında, Mağribi
üslubuyla dikkat çeken Mostar Gimnazyumu’nu da öneririm.
UNESCO DÜNYA KÜLTÜR MİRASI LİSTESİ’NDEKİ NEKROPOLDEN
ŞELALELERE
Soru: Peki şehirde biraz daha fazla zamanı olanlara
Mostar çevresinde nereleri keşfetmelerini önerirsiniz?
Cevap: Zamanı olanlar mutlaka Mostar’ın çevresine de
çıkmalı. Blagay’da, Balkanlar’ın en eski tekkelerinden birinin bulunduğu Buna
Nehri’nin kaynağını ve Sarı Saltuk’un mezarını görebilirler. Orta Çağ şehri
Počitelj, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Radimlja Stećak Nekropolü,
İlirya kenti Daorson’un kalıntıları, Kravica Şelaleleri ve Fortica’daki Skywalk
da Hersek’i keşfetme deneyimini tamamlayan yerler arasında.
MOSTAR’IN ÇOK KÜLTÜRLÜ GEÇMİŞİ SOFRALARDA DA YAŞIYOR
Soru: Mostar’ın görmeden dönülmeyecek yerlerini
konuştuk, biraz da lezzetlerine geçelim. Tatmadan dönülmemesi gerekenler
hangileri? Şehrin yüzyıllar boyunca farklı kültürlerle şekillenen zengin
geçmişi mutfağına da yansıyor mu?
Cevap: Kesinlikle yansıyor. Aslında Mostar mutfağı, bu
şehirde yüzyıllar boyunca buluşan farklı kültürleri en güzel anlatan alanlardan
biri. Ziyaretçilere öncelikle Hersek usulü cevabı, japrak, sarma, soğan
dolması, börek ve diğer geleneksel hamur işlerini tatmalarını öneririm.
Tatlılardan da baklava, tufahije ve hurmašicenin mutlaka tadına bakmalılar.
Eski Köprü manzarası eşliğinde geleneksel Boşnak kahvesi içmek ise başlı başına
özel bir deneyimdir. Çünkü Mostar’da gastronomi yalnızca yemekle sınırlı kalmaz,
yaşam biçiminin ve misafirperverliğin de bir parçasıdır.
ERBAKAN’IN
DESTEĞİYLE SAVAŞIN EN AĞIR GÜNLERİNDE KURULAN KÜLTÜR MERKEZİ
Soru:
Biraz da yöneticisi olduğunuz Mostar İslam Kültür Merkezi’ni konuşalım. Bosna
Hersek’te kurulan ilk İslam Kültür Merkezi olduğunu söylediğiniz bu kurumun
kuruluşundan ve günümüzde üstlendiği rolden kısaca bahsedebilir misiniz?
Cevap:
Mostar İslam Kültür Merkezi, Bosna Hersek’in kültürel ve manevi mirasının
korunması ve tanıtılmasında çok önemli bir yere sahip. Aynı zamanda 1993-1994
yıllarında, savaşın en ağır döneminde kurulan Bosna Hersek’in ilk İslam Kültür
Merkezi’dir. Merkezin kuruluşunda o dönem Türkiye’de Refah Partisi'nin (RP)
Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın yanı sıra General Arif Pašalić, halk
kahramanı Midhat Hujdur Hujka ve Hersek savunmasının önemli isimlerinden
Miralem Jugo da yer aldı. İnşasını ise babam Salih Efendi Čolaković
gerçekleştirdi. Düşünün, savaş bütün şiddetiyle sürüyordu ve insanların
fiziksel olarak hayatta kalma umudu bile çok azdı. Merkezin o günlerdeki
önceliği, halkımızın kendisini savunabilmesi, hayatta kalabilmesi ve temel
ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için elinden gelen her şeyi yapmaktı.
HAYATTA
KALMA MÜCADELESİNDEN KÜLTÜR VE EĞİTİM ÇALIŞMALARINA
Soru:
Savaş yıllarında önceliğiniz insanların hayatta kalmasına yardımcı olmaktı.
Peki savaşın sona ermesinin ardından Mostar İslam Kültür Merkezi’nin
çalışmaları nasıl bir yön aldı? O günden bugüne hangi çalışmaları
gerçekleştirdiniz?
Cevap:
Bosna Savaşı'nı (1992-1995) resmi olarak sona erdiren ve bugünkü Bosna-Hersek
devletinin siyasi, idari ve anayasal yapısını oluşturan tarihi bir belge olan
Dayton Barış Anlaşması’nın ardından çalışmalarımız farklı alanlara yayıldı.
Yaralıların tedaviye ulaşmasına, engellilerin rehabilitasyonuna ve protez
teminine yardımcı olduk. Çocukları ve öğrencileri yurt dışında eğitim almaları
için gönderdik. Osmanlı dönemi eseri Karagöz Bey Medresesi’ni TİKA’nın
katkılarıyla yeniden inşa ederek faaliyete geçirdik. Bir matbaa kurduk ve Bosna
Hersek Cumhuriyeti Ordusu’ndan terhis edilen 50 askere iş imkanı sağladık.
Savaş sırasında yıkılan onlarca caminin yeniden inşasına katkıda bulunduk.
Bugün ise sergiler, paneller, kitap tanıtımları, konserler ve eğitim programları
düzenliyoruz. Bu çalışmalarla kültürler arasında köprüler kurmaya,
geleneklerimizin özgün değerlerini hem kendi halkımıza hem de dünyanın farklı
ülkelerinden gelen ziyaretçilere tanıtmaya çalışıyoruz.
516
YILLIK GELENEK AYVAZ DEDE ŞENLİKLERİ’NDE TÜRK MEHTERAN TAKIMI
Soru:
Kültürel ve manevi mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasından söz
ettiniz. Bu mirasın en köklü örneklerinden biri de bu yıl 516’ncısı düzenlenen
Ayvaz Dede Şenlikleri. Böylesine uzun yıllardır yaşatılan bu geleneğin geçmişi
nereye uzanıyor? Şenlikler Bosna Hersek halkı için nasıl bir anlam taşıyor?
Cevap:
Bosna Hersek’in en uzun soluklu ve Avrupa’nın en geniş katılımlı Müslüman
buluşması olan Ayvaz Dede Şenlikleri, manevi ve kültürel mirasımızın
zenginliğini ortaya koyan en önemli etkinliklerden biri. Geçtiğimiz haziran
ayının sonunda 516’ncısı düzenlenen şenliklerde, Türkiye Milli Savunma
Bakanlığı Mehteran Birlik Komutanlığı da bir konser verdi. Bosna Hersek,
Türkiye Cumhuriyeti ve diğer ülkelerdeki kurumlarla yapılan bu tür iş
birlikleri, kültürel bağların güçlenmesine de katkı sağlıyor. Ayvaz Dede
Şenlikleri’nin kökleri, “stanak” adı verilen toplantıların düzenlendiği eski ve
Orta Çağ Bosna’sına kadar uzanıyor. Bu toplantılarda Bosna halkı ile halkın
manevi ve kraliyet temsilcileri bir araya gelirdi. Osmanlıların Bosna’ya
gelişiyle birlikte bu köklü gelenek, Ayvaz Dede adı altında dini bir anma ve
dua buluşmasına dönüştü. Yüzyıllardır süregelen gelenekler ve eski adetler ise
varlığını korudu. Boşnakların İslam’ı kabul etmesinin ve manevi birlikteliğinin
en önemli sembollerinden kabul edilen Ayvaz Dede Şenlikleri, bugün de geçmişle
gelecek arasında güçlü bir bağ kuruyor, Bosna Hersek’in tarihini, inancını ve
kültürünü yaşatarak, kuşaktan kuşağa taşıyor.
TÜRKİYE’NİN
MOSTAR’IN YENİDEN İNŞASINA UZANAN DESTEĞİ
Soru:
Ayvaz Dede Şenlikleri’nde Mehteran Birlik Komutanlığı’nın verdiği konserden ve
Türkiye ile kurulan kültürel bağlardan söz ettiniz. Türkiye, Bosna Hersek’teki
tarihi ve kültürel mirasın korunmasına da uzun yıllardır çeşitli projelerle
destek veriyor. Bu katkıları nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye ile yürütülen
iş birliklerinin Mostar’ın geleceği açısından nasıl bir önemi var?
Cevap:
Türkiye Cumhuriyeti, yıllar boyunca yürüttüğü çok sayıda projeyle Bosna
Hersek’in ve Mostar’ın kültürel ve tarihi mirasının korunmasına önemli katkılar
sağladı. Bu desteğin etkisini kültür, eğitim ve turizm alanlarında da
görüyoruz. Mostar İslam Kültür Merkezi olarak ortak projelerin halklarımızın
birbirini daha yakından tanımasına, deneyimlerin paylaşılmasına ve genç
kuşaklar için yeni fırsatlar yaratılmasına katkı sağladığına inanıyoruz. Bu tür
iş birliklerini ortak geleceğimize yapılan bir yatırım olarak görüyorum. Aynı
zamanda bütün bölgenin istikrarına ve gelişimine de katkı sağlıyor. Türkiye
Cumhuriyeti bu konuda da yardımcı olabilirse, şehrimizin yeniden ayağa kalkması
ve geleceğe daha güçlü hazırlanması açısından çok değerli bir katkı
sağlayacaktır.
“ERDOĞAN
GELDİĞİNDE BÜYÜK BİR EVLİYA, BİR SULTAN BİZİ ZİYARETE GELMİŞ GİBİ HİSSETTİM”
Soru:
Türkiye ile Bosna Hersek arasındaki ilişkilerden söz etmişken, 2021 yılında
Mostar’ı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile de bir araya
geldiniz. Merak ediyorum; Erdoğan ile karşılaştığınızda neler hissettiniz,
aranızda nasıl bir konuşma geçti?
Cevap:
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mostar ziyareti hem şehrimiz hem de Bosna Hersek ile
Türkiye arasındaki ilişkiler açısından önemli bir olaydı. O gün kendisini
karşılayan isimler arasında yer alma ve birkaç kelime konuşma fırsatı buldum.
Elbette benim için özel bir andı. Kendimi, babamızın, Cumhurbaşkanımızın,
liderimizin, büyük bir evliyanın, bir sultanın bizi ziyarete gelmiş gibi
hissettiğini hatırlıyorum. Onu hemen bizzat “Köprü Hisar”ı, yani Eski Köprü’yü
ziyaret etmeye ve Mostar’a gelerek bize en büyük desteği vermeye davet ettim.
Bunun bizim ve halkımız için çok büyük bir önemi olacağını söyledim. Kendisi de
geleceğini söyledi. Görüşmemizin özü; Mostar’ın kültürel mirasının korunmasının
önemi, kültür kurumlarının geliştirilmesi ve ülkelerimiz arasındaki iş
birliğinin sürdürülmesinin gerekliliğiydi. Bu görüşmeyi, kültürün ve karşılıklı
saygının dostane ve kardeşçe ilişkiler için güçlü bir temel oluşturabileceğinin
bir teyidi olarak hatırlıyorum.
“ERDOĞAN’I
FATİH SULTAN MEHMED’DEN BU YANA EN GÜÇLÜ LİDERLERDEN BİRİ OLARAK GÖRÜYORUM”
Soru:
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duyduğunuz sevgi ve hayranlık anlattıklarınızdan da
açıkça anlaşılıyor. Hatta 17 yıl önce onun hayatını anlatan “Liderin Doğuşu:
Recep Tayyip Erdoğan” adlı kitabı Boşnakça’ya çevirerek yayımladınız. Sizi bunu
yapmaya yönelten neydi? Erdoğan’ı diğer liderlerden ayıran özellikler sizce
neler?
Cevap:
Ben Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son 100 yılda, hatta belki de Fatih
Sultan Mehmed’den bu yana geçen 550 yıllık dönemde Müslüman ülkelerin
yetiştirdiği en güçlü, en cesur, en bilge ve en zeki liderlerden biri olduğuna
inanıyorum. Son 16 yıldır da onun yalnızca Türkiye için değil, dünyanın dört
bir yanındaki Müslümanlar için Allah tarafından gönderilmiş bir armağan
olduğunu düşünüyorum. Beni, ailemin de desteğiyle, “Liderin Doğuşu: Recep
Tayyip Erdoğan” adlı kitabı 17 yıl önce Boşnakça’ya çevirip yayımlamaya
yönelten de bu inancımdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hocası Necmettin Erbakan’dı.
Erbakan aynı zamanda babam Salih Efendi Čolaković’in yakın dostuydu. Babamı
1994 yılında bizzat Türkiye’ye davet etmiş, sonraki yıllarda da birçok kez
görüşmüşlerdi. Ben bu ilişkiyi, Fatih Sultan Mehmed ile hocası Akşemseddin
arasındaki bağa benzetiyorum. Fatih Sultan Mehmed’in Akşemseddin’i olduğu gibi,
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da hocası Necmettin Erbakan’dı.
Bunun
sonuçlarını bugün açıkça görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti artık hem Batı’da hem
Doğu’da saygı duyulan ve gücü dikkate alınan bir ülke. Ben gücün Allah
tarafından verildiğine inanıyorum. Bütün yücelik ve üstün güç yalnızca Allah’a
aittir.
MOSTAR’IN
EN BÜYÜK SORUNU: GENÇLERİN GÖÇÜ VE YATIRIM EKSİKLİĞİ
Soru:
Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ilişkin düşüncelerinizin ardından yeniden
Mostar’a dönelim. Bugün şehrinize baktığınızda sizi en çok endişelendiren
sorunlar neler? Mostar’da öncelikle nelerin değişmesini isterdiniz?
Cevap:
Gençlerin şehirden ve ülkeden ayrılması beni en çok endişelendiren sorunların
başında geliyor. Bunun önüne geçebilmek için eğitim, kültür, ekonomi ve
altyapıya yatırım yaparak Mostar’ı daha iyi yaşam koşulları sunan bir şehir
haline getirmemiz gerekiyor. Bir diğer önemli konu da insanlar arasındaki güven
ve birliktelik. Birbirimize güvenmeyi ve birlikte hareket etmeyi sürdürmeliyiz.
Mostar ancak ortak çabayla gelişebilir ve sahip olduğu büyük potansiyeli gerçek
anlamda değerlendirebilir. Bunların yanı sıra beni en çok endişelendiren
konulardan biri, başkentimiz Saraybosna tarafından görmezden gelinmemiz ve
devletin ekonomik kalkınması, otoyolların ve fabrikaların yapılması ile genel
olarak yatırımlar konusunda Mostar’ın tamamen ihmal edilmesidir.
10
YIL SONRANIN MOSTAR’I İÇİN HAYALİ
Soru:
Mostar’da değişmesini istediğiniz konulardan söz ettiniz. Peki bütün bunların
gerçekleştiği bir gelecek hayal ettiğinizde, nasıl bir Mostar görmek
istiyorsunuz? Şehrinizi 10 yıl sonra nerede ve nasıl hayal ediyorsunuz?
Cevap:
Mostar’ın tarihini ve özgün kimliğini koruyan modern bir Avrupa şehri olmasını
istiyorum. Gençlerin geleceklerini burada kurduğu, turizmin ekonomi, kültür ve
eğitimle birlikte geliştiği, farklılıkların bir zenginlik olarak görüldüğü bir
şehir hayal ediyorum. 10 yıl sonra Mostar’ın Eski Köprü’nün ötesinde yaşam
kalitesiyle, kültürüyle, bilgi birikimiyle ve dünyaya açıklığıyla da tanınan
bir şehir olduğunu görmek istiyorum.
HEDİYELİK
EŞYALARIN ARASINDA BİN YILLIK KUR’AN VE 100 BİN KİTAP
Soru:
Biraz da sizin günlük hayatınıza dönelim. Eski Köprü’nün hemen yanı başında,
tarihi kent merkezinin girişinde bir mağaza işletiyorsunuz. Mağazanızda hangi
ürünleri sunuyorsunuz? Mostar’dan bir hatırayla ayrılmak isteyen turistler en
çok nelere ilgi gösteriyor?
Cevap:
Mağazamızda Bosna Hersek ve Hersek’in geleneklerini yansıtan özgün ürünler
sunuyoruz. El yapımı ürünler, hediyelik eşyalar, bakır objeler, takılar,
geleneksel sanat eserleri ve Mostar’ın zengin kültürel mirasından ilham alan
farklı ürünlerimiz var. Ancak burada çok daha özel bir kültürel mirası da
koruyoruz. Altın Kur’anlarımız, Mostarlı bey ve paşalara ait altın kaplarımız,
altın kılıçlarımız, elle yazılmış bin yıllık bir Kur’an’ımız ve mirasçısı
olduğumuz kültürün, bilimin ve tarihin zenginliğini anlatan 100 bin kitabımız
bulunuyor. Bu kitaplar arasında “Liderin Doğuşu: Recep Tayyip Erdoğan” da
raflarda ön sıralarda yer alıyor. Soykırımın ve Bosna Hersek ile Mostar’daki
Müslüman Boşnaklara karşı gerçekleştirilen ortak suç girişiminin sorumlusu olarak
hüküm giymiş savaş suçlularının isimlerini de aktarıyoruz. Mostar’ı, Eski
Köprü’yü ve bütün Bosna Hersek’i yıkanları adları ve soyadlarıyla açıkça
anlatan; 1993-1994 yıllarında çocukların, kadınların ve sivillerin tutulduğu
toplama kamplarını gösteren tek yeriz. Çünkü tarih hayatın öğretmenidir ve
kendisini tekrar etme alışkanlığı vardır, sonsuz bir ısrarla tekrar eder. Bizim
temel misyonumuz da budur. Turistlerse özellikle Eski Köprü’yle, geleneksel el
sanatlarıyla ve Bosna Hersek kültürüyle bağlantılı ürünlere ilgi gösteriyor.
Mostar’dan ayrılırken yanlarında bir hatıra götürmeleri elbette bizi mutlu
ediyor. Ama bizim için en güzeli, buradan güzel deneyimler ve yeniden gelme
isteğiyle ayrılmaları. Çünkü en uzun süre kalan, insanın yanında götürdüğü güzel
anılardır.
ŞÖVALYELERDEN
YENİÇERİLERE UZANAN TARİHİ MEKAN
Soru:
Galerinizin bulunduğu tarihi yapının hikayesinden de kısaca söz edebilir
misiniz?
Cevap:
Galerimizin bulunduğu yerin çok eski ve ilginç bir tarihi var. Burası geçmişte
bir Yeniçeri Ocağı’ydı. Daha öncesinde ise Bosna Krallığı döneminde, bugün Eski
Köprü’nün bulunduğu aynı noktadaki zincirli köprüyü koruyan şövalyeler burada
yaşıyordu. Mostar adı, “köprüyü koruyan ve savunan savaşçı” anlamına geliyor.
Bu savaşçılar Köprü Hisar Kalesi’nde yaşıyordu. Osmanlı askerleri 21 Haziran
1466’da Mostar’ı ele geçirdiklerinde burada altı şövalyeyle karşılaştı. Bu
bilgi, 1468 tarihli Bosna’ya ait Osmanlı İmparatorluk Tahrir Defteri’nde de yer
alıyor. Böylesine tarihi bir mekanda bulunan galerimizde bugüne kadar dünyanın
farklı ülkelerinden çok sayıda devlet ve hükümet başkanını, siyasetçiyi,
sanatçıyı ve önemli ismi ağırladık. Türkiye’den de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü
2010 yılındaki Mostar ziyareti sırasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı
ise 2013 yılında eşiyle birlikte kentimize geldiğinde galerimizde misafir
ettik.
“HERKESİ
MOSTAR’I AÇIK BİR KALPLE GÖRMEYE DAVET EDİYORUM”
Soru:
Mostar’ı tarihiyle, savaşın bıraktığı izlerle, kültürüyle, gelenekleriyle,
lezzetleriyle ve geleceğe dair umutlarınızla uzun uzun konuştuk. Sorularımızı
yanıtladığınız ve şehrinizi bir Mostarlının gözünden anlattığınız için çok
teşekkür ederim. Son olarak, okurlarımıza ve Mostar’ı henüz görmemiş olanlara
ne söylemek istersiniz?
Cevap:
Herkesi Mostar’ı açık bir kalple görmeye davet ediyorum. Burada zengin bir
tarih, eşsiz bir mimari, olağanüstü bir doğa ve içten bir misafirperverlik
bulacaksınız. Mostar; insanlarıyla, kültürüyle ve geçmişle geleceği birbirine
bağlayan hikayeleriyle keşfedilmeyi bekleyen çok özel bir şehir.
Her
misafirimiz bizim için kıymetli. Mostar’a gelenlerin buradan güzel anılarla
ayrılacağına ve bir gün yeniden Hersek’e dönmek isteyeceğine inanıyorum.
Fulya
OMAÇ / Mostar - BOSNA HERSEK
En Çok Okunan Haberler
Haberi Oku

Google otel aramaktan seçmeye geçiyor
Yapay zekâ destekli yeni arama modeli, yolculara uzun otel listeleri sunmak yerine en uygun tesisleri doğrudan önermeye hazırlanıyor
Haberi Oku

LMX Touristik’te Yeni Dönem: Münihli Yatırımcı Çoğunluk Hissesini Devraldı
Almanya’nın Leipzig kentinde faaliyet gösteren tur operatörü LMX Touristik’in çoğunluk hisseleri, Münih merkezli yatırım şirketi Auctus Capital Partners tarafından satın alınıyor. Taraflar, işlemin mali büyüklüğü konusunda aç
Haberi Oku

Six Senses, Kızıldeniz kıyısında yeni lüks tatil köyü AMAALA'yı açtı
Yeni resort, Suudi Arabistan kıyılarında wellness, doğa ve sürdürülebilir turizmi bir araya getiriyor
Haberi Oku

Küba, Cancun turistini adaya çekmek istiyor
Meksika’nın Maya Dünyası rotasına dahil edilecek Küba, çok destinasyonlu paketlerle turizmdeki kaybı telafi etmeyi hedefliyor
Haberi Oku

Osaka ve Kyoto küresel turizm endeksinde Japonya'nın başarısına öncülük etti
2026 Yanolja Çekicilik Endeksi'nde sekiz Japon destinasyonu dünyanın en çekici 50 turizm şehri arasına girdi
Haberi Oku

WTTC Başkanı Manfredi Lefebvre: ‘Rakamlar Artık Kendi Hikâyesini Anlatıyor’
Küresel turizm 12 trilyon dolarlık ekonomik katkıya ilerlerken Türkiye, Avrupa'nın en hızlı büyüyen destinasyonları arasında yer alıyor
Haberi Oku

Avrupa turizmde küresel cazibesini güçlendirmeyi sürdürüyor
Amadeus ve UN Tourism raporu, istikrarlı talebe, yeni büyüme destinasyonlarına ve Japonya pazarındaki güçlü ivmeye işaret ediyor
Haberi Oku

Suriye turizme resmen başlıyor
Suriye ile Lübnan, ortak turizm projeleri, yeni yatırımlar ve çok destinasyonlu seyahat rotalarıyla bölgesel turizm iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor
Haberi Oku

Umman, dünyanın yaşam kalitesi en yüksek ülkeleri arasında yer aldı
2026 Yaşam Kalitesi Endeksi'nde üçüncü sıraya yükselen Umman, Asya'nın zirvesindeki konumunu da korudu
Haberi Oku

Radisson Hotel Group, Güneydoğu Asya ve Pasifik'teki büyümesini hızlandırıyor
Yeni otel ve resort projeleri, grubun şehir, tatil ve ada destinasyonlarındaki varlığını daha da güçlendiriyor
Haberi Oku

Coral Travel ve FERIEN Touristik 2027 yaz sezonu satışlarını başlattı
2027 sezonunun önemli bir bölümü ve kasım ortasına kadar olan çıkışlar şimdiden rezervasyona açıldı
Haberi Oku

Boeing: Küresel yolcu trafiği 20 yılda iki katına çıkacak
44 bine yakın yeni uçak teslimatı beklenirken, ticari uçak filosunun 2045 yılına kadar 50 bin uçağı aşacağı öngörülüyor
Haberi Oku

Türkiye uluslararası turist sayısında dünyada dördüncü sıraya yükseldi
OECD verilerine göre Türkiye, pandemi öncesine kıyasla turist sayısını en fazla artıran ülkeler arasında yer aldı
Haberi Oku

airBaltic mali sıkıntıyı aşmak için stratejik yatırımcı arıyor
Letonya hükümeti, havayolunun finansmanını güçlendirmek ve temerrüt riskini önlemek amacıyla yaz ayları içinde anlaşmayı hedefliyor
Haberi Oku

Demre dört mevsim turizm hedefiyle öne çıkıyor
Tarihi mirası, doğal güzellikleri, inanç turizmi potansiyeli ve korunan kıyılarıyla dikkat çeken Antalya’nın Demre ilçesi, turizm sezonunu yılın tamamına yaymayı hedefliyor
Haberi Oku

Demre'de planlanan kruvaziyer limanı turizme yeni ivme kazandıracak
Marinanın ardından hayata geçirilmesi planlanan kruvaziyer limanı, Demre'yi Akdeniz'in önemli kruvaziyer destinasyonlarından biri haline getirmeyi hedefliyor
Haberi Oku

Türkiye sağlık turizminde büyümesini sürdürüyor
Yılın ilk çeyreğinde 302 binden fazla uluslararası hasta ağırlandı, gelir 761,5 milyon dolara ulaştı
Haberi Oku

NATO Zirvesi Ankara turizmine yaklaşık 900 milyon liralık katkı sağladı
NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, konaklama ve hizmet sektörlerinde başkent ekonomisine güçlü bir hareketlilik kazandırdı
Haberi Oku

Tatilde sahte parfüm ve kozmetik ürünlerine karşı uyarı
Ucuza satılan taklit ürünler sağlık sorunlarına ve hukuki yaptırımlara yol açabiliyor
Haberi Oku

Avrupa'da seyahat tercihlerini bütçe belirliyor, kısa tatiller öne çıkıyor
Yeni araştırma, fiyat odaklı kararların ve güvenli destinasyon arayışının Türkiye turizmi için yeni fırsatlar sunduğunu gösteriyor
Haberi Oku

Cathay Pacific Madrid-Hong Kong hattında günlük uçuşa geçiyor
Onuncu yılını dolduran hatta sefer sayısı haftada dörtten yediye çıkarılacak
